Kahve 101

Yeniden merhaba!
Yönümü artık olmasını hedeflediğim tarafa doğru çeviriyorum. Bunun ilk adımı da bu yazıdır. Evet; size daha önce bahsettiğim o dükkan hayalim. Kahve tutkumu ve çok sevdiğim kartpostallarımı bir araya toplayacağım küçük, sıcak, mis kokulu dükkanım. Şu an için hayal aşamasında olsa da yakın zamanda hazırlık aşamasına geçebileceğime inanıyorum. Tabi sizin de destek ve önerilerinizle. Kartpostal Kutusu bir süre sonra kahveyi ve kültürünü de yanına alarak yoluna devam edecek.

Bu yüzden bu zamana kadar deneyimlediğim şeyleri yavaş yavaş sizlerle paylaşmak istedim. Bu konu hakkında kişisel hesabımdan çokça soru alıyordum. Umarım hepsine basit bir biçimde açıklık getirebilirim. Konumuz; kahveye giriş.

İşin edebiyatına ya da geleneğine girmeyeceğim. Oldukça uzun bir geçmişi var. Kahve bir içecekten ziyade bir kültür artık. 1. dalgadan başlayıp 3. ile devam eden süreçten bahsetmek isterim biraz.

Birinci dalga kahve dediğimiz suda çözünebilen, granül kahve ile tanışmamızla başladı. Hani adı şu malum marka ile özdeşleşmiş olanı. Kahvenin en hızlı ve en kolay ulaşabilir olanı. Aynı zamanda da en sağlıksız olanı. Granül kahveler normal kahvenin demlenip, bazı işlemlerden geçirilerek (katkı maddeleri eklenmesi ile) pestil gibi kurutulup öğütülmesiyle ortaya çıkıyor. yani aslında kahve değil. Kahve aromalı çözünebilir bir içecek tozu. Bunu oralet gibi düşünebiliriz.

2. dalga kahveye geçişimiz çok değil bi 8-10 sene kadar evveline dayanıyor. Al-çık diye tabir edilen, her yerde zincir halinde şubeleri bulunan, kahvelerin aylık kavrulup öğütüldüğü, 1. dalga kahveye nispeten daha gerçek kahve ve daha sağlıklı olan türü bu 2. dalga. Soslu, kremalı, buzlu ve dondurmalı kahve çeşitleri, kapitalist düzene yenik düşmemek adına ortaya çıkmış, kahveden pek uzak şeyler olsa da tercih edeni elbette ki fazla. Bu dalga ile tanışmamızdan sonra biraz biraz kahve hakkında bilgi edinmeye başladık gibi. Arkası da hızlıca geldi.

3. dalga kahve; son 3-4 sene içinde başladı. kahvenin en sade, en net ve sağlıklı hali. Beş altı çeşit demleme yöntemi, demleme yöntemlerine uygun alet edevat, çekirdeğin hangi ülkeden, kaç metre yüksekten, hangi çiftlikten geldiğinden tutun da nerede, nasıl, ne şekilde kavrulduğuna kadar bildiğimiz (zaten kahve haftalık olarak kavrulup öğütülüyor) aslında kahve kültürüne net giriş yaptığımız hali. 3. dönem olarak da adlandırabiliriz.

Gri alçı sıvalı, ahşap, siyah demir mobilyalı, mutlaka yeşilliklerin bulunduğu, kahve çuvallarının ortalık yerde durmasının olmazsa olmaz olduğu mekanlar salaş semtlerdeki köşe başlarında açılmaya başlandı. Çok da iyi oldu aslında. Her ne kadar “hippi işi bu ya” diye söylenip kulp bulanlar olsa da nitelikli ve gerçek kahve ulaşılabilir oldu. “Aaaa bu neymiş ki ya?” dediğimiz aletler ilgi çekmeye ve mutfağımızın baş köşelerinde yer almaya başladı. Kahveye olan ilgi arttı ve kıyısından köşesinden biz de bu kültürü edinmeye başladık.

Şimdilik tadında bırakayım istiyorum. Kahve çeşitleri, araçları, demleme yöntemleri, çekirdekler bunlar başka yazıların konusu olacak. Sırayla hepsine kendimce basit açıklamalar getireceğim ki bunun bir içecekten ziyade hoş bir hobi olduğunu sizlere yansıtabileyim. Bunların bilimsel bilgi olmadığını, kişisel deneyimlerden ibaret olduğunu belirtmemde de fayda var.

Şimdilik benden bu kadar.
Sevgiyle ve sağlıkla kalın!
Melek

Yorumlar